Konya Hava Durumu
En etkili yatırım araçı sice hangisi?

Tohum Fuarı Ümitleri Yeşertti
- Perşembe, 15 Eylül 2011
Hıyarın tohumunu dışardan aldığımızı ve kilosuna 25 Bin TL verdiğimizi ilk duyduğum zaman, kendi kendime şöyle bir düşünmüş ve yuh olsun bize demiştim. Hatta sizi bilmem ama o an kendimi hıyar gibi hissettim diyebilirim.
‘’Gıdası kendine yeten ülkelerin başında gelir’’ cümlesi demek ki bir masaldan öteye gitmiyormuş.
Dışa bağımlı olarak yapılan tarımdan ne kadar hayır gelir bilmem ama ne kadar hıyar geldiğini biliyorum artık.
Tarım ve Köy İşleri bakanlığının 115 bin çalışanı olduğu söyleniyor.30’a yakın Ziraat Fakültesi 50 civarında tarım araştırma enstitüsü ve 10 binlerle ifade edilen işsiz ziraat mühendisimiz varmış.
Şimdi bunları niye söylüyorsun diye bana kızabilirsiniz. Sayıların hiçbir değeri yokmuş meğer. Keramet çoklukta değil başka şeydeymiş.
Tohum dışardan ve gramla geliyor. Altının değeri ne ise tohumun değeri de aynı. Hem de bir kerecik kullanıyorsun bir daha da kullanamıyorsun. Hibrit denilen tohumların genleri ile oynandığı için ikinci bir kullanıma izin yok. Üstelik kanserojen madde içerdiği için belli bir süre sonra hangi toprakta kullanmışsan ise o topraktan bir daha hayır gelmiyor. Tabii hıyar da gelmiyor.
Patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgesinde yetişen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için buralarda patates ekiminin yasaklanması, bir örnek teşkil etmesi açısından yeterlidir sanırım.
Yani tohumu satın alırken hastalığı da satın alıyoruz.
Hastalığı sana yollayanın hesabı bitmemiştir tabi. Sana ilaç lazım ve yine aynı kapıya bu kez ilaç için gitmek zorunda kalacaksın. Zaten bu işin altında bir çapanoğlu olduğu baştan anlamak için alim olmaya gerek yok.
Tohumun içine hastalık koyanın bunu niye yaptığını illa yüksek seslemi söyleyelim.
Kısa bir süre önce İsraillin önde gelen gazetelerinden olan Şalom gazetesi, İsrailli araştırmacıların gül ve limon kokan domates yetiştirdiklerini yazmışlardı.
Üzülüyorum fakat elden bir şey gelmiyor. Bizden su dilenen bir ülkeden, para verip tarım satın alıyor olmamız üzülecek bir durum çünkü.
Ziraat Mühendisleri Odası tarafından açıklanan bazı istatistiki bilgiler durumun vahametini biraz daha gözler önüne seriyor.
Bu bilgilere göre ülkemize her yıl 2 milyon tona yakın genetiği değiştirilmiş (GDO)’lu mısır soya pamuk ve kolzanın hiçbir denetime tabi olmadan girdiğini; yem rasyonlarına katıldığını, işlendiğini ve 800 çeşidin üzerinde ürün olarak tüketicinin sofrasına ulaştığı tahmin ediliyor.
Sebze tohumunun yüzde 90’ı dışardan geliyormuş. Sertifikalı hububat tohumuna gelince ise onunda ancak yüzde 25’i ülkemizde üretilebiliyormuş.
Gidişat böyle devam mı edecek yoksa bir önlem alınacak mı?
Yapılan çalışmalar ve atılan adımlar bu yönde bir gelişmenin yaşandığına dair ipuçları veriyor.
Türkiye Tohumcular Birliği(TÜRKTOB) 17-20 Kasım 2011 tarihleri arasında İstanbul CNR Fuar Merkezinde ‘’Türkiye Tohum Teknolojileri Tohumculuk Fidancılık ve Süs Bitkileri Fuarı’’na ev sahipliği yapacak.
Sabırla ve dört gözle fuarın açılacağı anı bekliyoruz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





